İlk Kıran: "Fırtına Getiren" Hoksuz’un Laneti Hoksuz'un adını fısıldamak bile tebaası arasında uğursuzluk sayılır; düşmanları ise ona sadece "İlk Kıran" ya da "Ecelin Gölgesi" der. 40’lı yaşlarının olgunluğunda, hantallıktan uzak, bir leopar kadar çevik ve yırtıcı olan bu adam, Gök Kıranlar klanını sıfırdan inşa eden acımasız iradenin ta kendisidir.
İşte nehirlerin kan aktığı o geceden beri kralların uykusunu kaçıran, kulaktan kulağa yayılan o hikaye:
Kara Kale Kuşatması ve Tek Gözün Bedeli
Yıllar önce, Hoksuz henüz genç bir savaşçıyken, bölgenin en gaddar tiranı onun köyünü haritadan silmiş ve Hoksuz'u zincire vurarak zindanlara atmıştı. Günlerce süren işkencelerin ardından, tiran Hoksuz’un sağ gözünü kendi hançeriyle oydu ve onunla dalga geçti: "Artık gökyüzünü bile yarım göreceksin, sefil köle!"
Ama Hoksuz diz çökmedi. O gece gökyüzü, tarihin görmediği büyüklükte bir fırtınaya hamile kaldı.
Zindanın parmaklıklarına bir yıldırım düştü; demir eridi, zincirler kırıldı. Hoksuz, oyulmuş gözünün acısını bile hissetmeden, muhafızların silahlarını kaparak zindandan fırladı. O gecenin şahitleri, Hoksuz’un bir insan gibi değil, adeta bir fırtına iblisi gibi hareket ettiğini söyler: Öyle hızlı, öyle çevik ve öyle ölümcüldü ki, üzerine savrulan okların ve kılıçların arasından bir gölge gibi sıyrılıyordu.
🪓 İntikamın Doğuşu
Tiranın yatak odasına ulaştığında elinde sadece paslı bir savaş baltası vardı. Sabaha karşı fırtına dindiğinde, kaleden sağ çıkan tek bir canlı bile kalmamıştı. Hoksuz, tiranın tahtına oturmuş, kan damlayan baltasını dizine koymuş ve tek gözüyle batan güneşe bakıyordu.
O gün, tiranın hanedan armasını yırtıp attı. Üzerindeki tüm asalet alametlerini, rütbeleri ve klan amblemlerini söküp fırlattı. Çünkü o, gücünü bir kumaş parçasından veya süslü bir sembolden almıyordu; onun gücü fırtınanın ta kendisiydi.
"Benim adımın olduğu yerde amblemlere gerek yoktur. Çünkü düşmanlarım beni gördüğünde bakacakları son şey göğsümdeki arma değil, boyunlarına inen baltam olacaktır."
Bugünün Efsanesi
Bugün 40'lı yaşlarının zirvesinde olan Hoksuz, hâlâ o meşum fırtına gecesindeki kadar hızlı. Aklaşmış sakalları ve yüzündeki derin yara izleri ona yaşlılık değil, amansız bir tecrübe katıyor. Savaş meydanında onu görenler, tek bir gözün karanlığında kendi ölümlerini izlediklerini söylerler.
O, arkasında bir ordu olmadan bile tek başına bir yıkım ordusudur. Ve onun baltasının havaya kalktığı an, düşmanları için kaderin çoktan yazıldığı battlescene'dir.